Cumartesi, Kasım 07, 2009
Cumartesi, Ekim 31, 2009
Kapital Manga Türkçe'de!
Yordam Kitap, Karl Marx’ın temel eseri Kapital’in manga (Japonlara has çizgi roman formu) versiyonunu yayınladı. Japon yayınevi East Press’in Aralık 2008’da satışa sunduğu, dünya çapında yankılar uyandıran eserin Türkçesi 16 Ekim 2009 günü Yordam Kitap tarafından satışa sunuldu. Kapital Manga, bilimsel sosyalizmin kurucusu Karl Marx’ın başyapıtı Kapital’i manga tarzında öyküleştiriyor. Kapital’in özü ve temel kavramları, bir peynir fabrikasındaki üretim süreçleri etrafında gelişen çarpıcı bir öyküyle iç içe anlatılıyor ve böylece genellikle göz korkutan bir eser olarak görülen Kapital çok geniş bir okuyucu kitlesinin ilgi odağı haline geliyor. Dünyada bir ilk olma özelliği taşıyan Kapital Manga’nın özgün basımı 15 Aralık 2008’de Japon yayınevi East Press tarafından gerçekleştirildi. İçeriği ve kurgusu kadar görselliğiyle de ilgi çeken eserin yayını dünya çapında büyük yankılar yarattı, satış rakamı Japonya'da kısa sürede 100 bini geçti. Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi Japon Dili ve Edebiyatı bölümü öğretim üyesi H. Can Erkin tarafından Japonca aslından Türkçeye çevrilen kitapla Kapital’in teorik özü ve kavramları rahat okunur bir tarzda okurların dikkatine sunuluyor. Eserin baş kahramanı Robin, babasıyla birlikte peynir üretip pazarda satmakta iken, zengin olmak hayaliyle kapitalist girişimci Daniel’le iş ortaklığına girerek bir peynir fabrikası kurar. Ne var ki, çok geçmeden babasının paylaşımcı değerlerine isyan ederek giriştiği bu işte, başkalarına zarar vermeden, işçileri acımasızca sömürmeden başarılı olmanın imkânsız olduğunu anlar. Robin, kapıldığı çarkın içinde yol almaya devam ederken, bir yandan da derin bir iç huzursuzluğu yaşamaya başlar... Manga, güçlü çizgileri, sağlam kurgusu ve çarpıcı öyküsüyle okuru sararken, bir yandan da kapitalizmin işleyiş mantığını gözler önüne serer ve okuru Kapital’in kavramlarıyla tanıştırır. Kapital Manga, zevkli bir okuma vaat ediyor: Hem Kapital’in pasajları içinde gezinirken aylarını tüketmiş olanlar için, hem Kapital’i okuma hayalini hayata geçirememiş okuyucular için... Hem Kapital’in en temel kavramlarıyla tanışmak isteyen gençler için, hem de genç-yaşlı çizgi roman ve manga tutkunları için...Kaynak: www.yordamkitap.com
Etiketler: kitap
Cesur Çuval İşçileri
BASINA VE KAMUOYUNABizler Cesur Ambalaj A.Ş.'de çalışan ve atılan işçileriz. Bir seneyi aşkın bir zamandır çalıştığımız Cesur Çuval fabrikasında patronun kazanılmış sosyal haklarımıza yönelik saldırısına maruz kalıyoruz. Bu süre zarfında üç ikramiyemiz gasp edildi, yakacak, erzak vb. haklarımıza el konuldu ve aynı zamanda ücretlerimiz kuşa çevrilerek ödendi. Bizler gece gündüz durmadan üç vardiya ve yoğun mesailerle çalıştığımız, günde tonlarca malı yurt içine ve yurt dışına gönderdiğimiz halde, gasp edilen bu haklarımızın verilmeyişini Cesur Çuval patronu Mehmet Cesur krizin etkileri olarak tanımlıyor. Krizi bahane göstererek elimizdeki son krırıntılara da göz dikenler trilyonluk bir iplik makinesini İran'da kurulu bulunan fabrika için satın alabiliyorlar. Cesur Çuval, krizi işçilere saldırıya dönüştürmekte ve kazanılmış hakların tırpanlanmasına bir örnektir. Gerçekte üretim hacmi durmadan büyüyen hatta halen işçi alımına devam eden bu firmada on yıllık bir usta makineci ancak asgari ücretten on, yirmi lira fazlasına çalışmaktadır. Yaşanan bu saldırılar karşısında özellikle de ücretlerimizi zamanında alabilmek için ilk olarak 5 Ekim tarihinde bir gün iş durdurduk. Ağustos ayının maaşlarını ancak bu eylemle alabildik. Gerçekleştirdiğimiz bu eylemde patron bundan sonra maaşların düzenli ödeneceği sözü vermesine rağmen bu sözünü yine tutmadı. Bu tablo üzerine 4857 sayılı iş kanununun 34. maddesinden doğan ve işçinin ücretini zamanında alamadığı taktirde üretimi durdurma hakkına dayanarak 26 Ekim pazartesi günü sabah 07:00 vardiyasının başlamasıyla beraber işi dururduk. İş durdurma eylemine bu sefer sadece üç bölüm katılınca patron saldırıya geçti ve vardiya bitişi öncü işçi arkadaşlarımızdan birini 25. maddeden tazminatsız işten attı. 15:00 vardiyası daha başlamadan bu vardiyadan da iki öncü işçi arkadaşımız aynı maddeden ve aynı gerekçeyle işten çıkartıldı. Ve gün içinde 23:00 vardiyasından bir arkadaşımız ve daha sonrada üç arkadaşımız daha işten çıkartılmış oldular. Patronun bizleri işten atma gerekçesi işçileri kışkırtmak, yasadışı grev örgütlemek ve bildiri dağıtmaktır. Burada yasadışı bir uygulama yapılmıştır ama bunu yapan biz işçiler değil patronun, yani Mehmet Cesur'un ta kendisidir. Bizlerin haklarını ve ücretlerini çaldığı yetmemiş gibi bizleri gayri yasal bir biçimde işten çıkartarak haklarımızı savunmamızı engelleyebileceğini zannetmiştir. Bizler Cesur Çuval işçileri olarak 2004 yılının Ocak ayında çalışma koşullarımızı düzeltmek için örgütlendik ve DİSK Tekstil sendikasına üye olduk. Sendikalaşma sürecimizde atılan işçi arkadaşlarımızla beraber bizlerde üretimi durdurarak hep birlikte eyleme geçtik. Üç gün süren direnişimizin ardından DİSK Tekstil sendikası başkanı ve Süleyman Çelebi Cesur Çuval patronu ile sözleşmeye oturdu. Ama bu sözleşme bir satışla sonuçlanarak 68 işçi arkadaşımızın işine son verilmesi ile sendika içeri girmiş oldu. O zamandan sonra bir toplu sözleşme yapıldı fakat bu sözleşmenin hükümleri fabrikada uygulanmadı. Sendika bu hükümleri uygulama adına bir gün olsun gayret göstermedi. Hatta o dönem sendikaya üye olan işçiler dışında bir işçiyi dahi sendikaya üye yapmadılar. Bu gün bin civarında çalışanı olan bu fabrikada sendikalı işçi sayısı yüz elliyi geçmez. O zamandan bu zamana ücretlerimizdeki sendika kesintisinin dışında sendikanın ne adını nede kendini fabrikada görebildik. Bu son yaşanan süreçte de karşılaştığımız saldırılara ve hak gasplarına karşı gerçekleştirdiğimiz eylemlerde sendika ne bir kez olsun bizleri aramış ne de yanımıza gelmiştir. Tüm kamuoyu önünde bu yaşanan süreci anlatmak Cesur Çuval patronundan hesap sormak, görevini yapmayan sendika başkanlarından hesap sormak için 1 Kasım Pazar günü Kartal Meydanı'nda olacağız. Tüm ilerici, devrimci, sendikaları, kitle örgütlerini, direnişçi işçi kardeşlerimizi ve basın emekçilerini yanımızda görmek ve eylemimize destek olmaya çağırıyoruz.
Yer: Kartal Meydan / İstanbul Saat: 13:00 Tarih: 01 Kasım 2009 Pazar
CESUR ÇUVAL İŞÇİLERİ
CESUR ÇUVAL İŞÇİLERİ
Etiketler: emek
Cuma, Temmuz 24, 2009
Antalya Karacaören köyünde HES'lere karşı şenlik
Antalya'da hidroelektrik santral yapılmak istenen Alakır vadisinde köylülerin düzenlediği ve Yeşiller Partisi Antalya örgütümüzün de desteklediği şenliğin programı aşağıdadır. Alakır vadisinde doğaya ciddi zararlar verecek olan HES'lere karşı haklı mücadelelerinde Karacaörenli köylülerin yanındayız.
Yeşiller Partisi
GELENEKSEL KARACAÖREN KÖYÜ 5.Cİ KÜLTÜR VE DOÄžA ÅžENLİÄžİ
25-26 TEMMUZ 2009
Yer: Kumluca ilçesi Karacaören köyü Karabük mahallesi
Köyümüzde düzenlediğimiz şenliklerimize katılarak onurlandırmanı zı dileriz.
KADOK Başkanı MUHTAR
Kemal Erdoğan Özcan Öztürk
PROGRAM;
25 TEMMUZ 2009
1. Panel 14.30 - Konuşmacı Av. Yakup Åžekip Okumuşoğlu
2. Doğa Yürüyüşü (Balıkla çayı Kaynağı-Karabük) 16.00
3. Tomruk Sürükleme Yarışı 17.00
4. Çelik çomak oyunu 17.30
5. Kortej yürüyüşü 19.00
6. Açılış (saygı duruşu, istiklal marşı, konuşmalar, halk oyunları gösterisi) 19.30
7. Yerel sanatçılarla müzik-eğlence ve orta oyunları 20.30
26 TEMMUZ 2009
1. Uçurtma gösterisi 11.00
2. Yerel oyun yarışmaları (Ayak güreşi, Beştaş-göçer..) 13.00
3. Alakır üzerinde halat yarışması 15.00
4. Eşek yarışı 17.00
5. Yerel sanatçılarla müzik gösterileri 18.00
6. Uzun eşek, lastik sapan, çıngırak, kadınlar arası örgü yarışı 19.00
7. Köy düğünü, orta oyunları, 20.00
Yesiller Partisi
Sekreterya - Istanbul Yesil Ev:Istiklal cad. Balo sok. No:21 Kat:1 Beyoglu - IstanbulTel: 212-244 77 80 ve 533-362 02 13
yesillerbilgi@ yahoo.com. tr - yesillerinfo@ yesiller. org
www.yesiller. org
www.yesilgazete. org
Etiketler: HES
Pazartesi, Temmuz 20, 2009
Bir Günlük Sergi
25 Temmuz 2009 / GAF
Üretim sürecinin paylaşımının, sergilenen işleri anlamada faydası olduğunu düşünen Dünya Atay, Ece Gökalp ve Kerem Durukan, hızlı üret ve paylaş modelini getirmek üzere, her sergiye başka sanatçıları ve her sergide farklı sanatçıları da ekleyip, paylaşımın getirdiği etkileşimler ve bunların doğuracağı sonuçları merakla bekledikleri bir dizi performans-sergi oluşturdu.Bu sergilerin ilki 20 Haziran'da Play Studio'da izleyicilerle buluştu. İkincisi ise, 25 Temmuz'da GAF'ta, Dünya Atay, Kerem Durukan, Ece Gökalp, Cihan Kıvanç, Emrah Özhan ve Ali Can Meydan'den oluşan bir ekiple, izleyiciyle buluşacak. Sergi konseptinde saat 12'de sergi mekanında üretime başlanması ve açılış saatine kadar işlerin tamamlanması öngörülüyor. Sanatçılar, gün boyunca galeride üretecekler, 18:00'da ise sergilemeye geçilecek. Sanatçıların bütün gün aynı mekanda birlikte iş üretmelerinin doğal sonucu olan kollektif işlerin yapılma sürecine, izleyici, istediği saatte sergi alanına girebilecek. Sergi, 20:00'da sona erecek."Bir Günlük Sergi" , üretimi teşvik eden, canlı bir performans ortamını amaçlayan ve ileriye dönük projelerin temeli olan bir etkinliktir. İzleyici ve sanatçı böylelikle bir araya gelir, toplanır, yan yana durur ve iletişime geçer.
Etiketler: etkinlik
Çarşamba, Temmuz 15, 2009
Çarşamba, Temmuz 01, 2009
GDO'ya Hayır!
Aralarında TMMOB'ya bağlı odalar, TTB, Tüketici örgütleri, Çiftçi Sen, Ekoloji inisiyatifleri, Greenpeace Türkiye, Çevre platformları ve yöre derneklerinin de bulunduğu 'GDO‘YA HAYIR PLATFORMU' bileşenleri, özellikle yılda iki milyon ton düzeyinde dışalıma konu olan GDO‘lu mısır ve soyadan üretilen işlenmiş ürünlerin, 800‘den fazla çeşitle sofralarımıza ulaştığını, hiçbir etiketleme yapılmadan satışa sunulan bu ürünlerin, halk sağlığını ciddi biçimde tehdit ettiğini vurguluyor. "GDO‘lu tohumları temiz topraklara ekmeye hazırlanıyorlar"GDO'ya Hayır Platformu Bileşenleri tarafından dün Ankara Ziraat Mühendisleri Odası Genel Merkezi'nde gerçekleştirilen basın toplantısında yapılan açıklama şöyle devam ediyor:"Tüketicinin bilgilenme hakkını ihlal eden ve halk sağlığını hiçe sayan bu durum, 10 yılı aşkın süredir tüm çarpıklığı ile sürerken, bu kez Ulusal Biyogüvenlik Kanun Tasarısı Taslağı‘nın Bakanlar Kurulu‘nda olduğu ve TBMM‘ne sevkedilmek üzere imzaya açıldığı bilgisi basına yansıdı. Hükümet sözcüsü, konuyla ilgili konuşmasında, zaten ithalatı serbest olan ve tüketilen bu ürünlerin Türkiye‘de ekimine de serbestlik getirileceğini ifade etti. Anlaşılıyor ki, şimdi sıra, GDO‘lu tohumları Türkiye‘nin temiz topraklarına ekmeye geldi...Kamuoyundan bir sır gibi saklanan Tasarı Taslağı yasalaştığında, ortaya çıkacak durum şöyle özetlenebilir; 1) GDO‘ların üretimi ve tüketimine izin verilecek,2) Bu ürünlerin risk değerlendirmesi şirketlerin kontrolünde olacak,3) GDO‘lu ürünlerden zarar gören çiftçiler ve tüketiciler zararlarını ispat etmek zorunda bırakılacak, bu ürünlerin zararlı olmadığının ispatı şirketlerin üzerinde olmayacak,4) Bu ürünleri ülkemize sokan veya üreten şirketlerin cezai sorumlulukları oldukça düşük olacak,5) Zarara uğradığını iddia eden çiftçiler zamanaşımı tehdidi ile karşı karşıya kalacak,6) Risk denetimine tabi bu ürünlerle ilgili bilgiler kamuoyuna açıklanmayacak, şirket sırrı olarak korunacak,7) Tüketicilerin sağlıklı gıda tüketme hakları, küçük çocuklarla sınırlandırılacak, sadece küçük çocuk ürünlerinde GDO kullanılmayacak,8) Ülkenin tüm genetik varlıkları şirketlerin kontrolü altına bırakılacak,9) Çiftçiler, tohumluk ayırma haklarını yitirecek; tozlaşma vb. yollarla ürünlerine GDO bulaşmışsa şirketlere tazminat ödemek zorunda kalabilecekler,10)Bu ürünlerin denetimi konusunda çiftçi, tüketici, ekoloji örgütlerinin; bağımsız bilimsel kurumların, meslek odalarının herhangi bir söz ve karar yetkisi olmayacak..."Ülke tarımı üç - beş şirkete bağımlı hale getirilecek!""Yukarıda özetlenen tablo, öncelikle ülkemiz tarımını doğrudan üç - beş şirkete bağımlı hale getirecektir. GDO‘lu tohum ve pestisitleri (zirai mücadele ilacı) üreten şirketler arasında yapılan evlilikler, bu sürecin tohum ve ilaç için üreticinin her geçen yıl bu şirketlere daha çok ödeme yapmak zorunda kalacağını göstermektedir. Çünkü terminatör teknolojisi ile üreme yeteneği alınmış tohumlar, üreticinin tohum ayırma hakkını da elinden almaktadır. Böylece tüm dünyada konvansiyonel ürünlere göre daha verimli olmadığı ve daha çok pestisit tükettiği kanıtlanmış olan GDO‘lu tohumlar, temiz topraklarımızı ve üreticimizi, çokuluslu şirketlerin kar aracı haline getirecektir. Sorunun bir diğer önemli boyutu, biyoçeşitliliğimizin ve çevresel değerlerimizin tahribidir. GDO‘lu ürünlerden olacak gen kaçışları, hem kültür bitkilerini hem de bunların yabani akrabalarını kontamine edecek; bu tabloya eklenebilecek yatay gen kaçışları ile doğada geri dönüşümü olanaksız bir süreç başlamış olacaktır. Tüketici ve halk sağlığı açısından da tablo vahimdir. GDO‘lu ürünlerden işlenmiş gıda ürünlerinin sofralarımıza ulaşması, halkımızı daha da ağırlaşan alerjik reaksiyon, antibiyotik dayanıklılık, toksik etki, artan doğum anomalileri ve kısırlık gibi sağlık sorunları ile karşı karşıya bırakacaktır. Oysa Avrupa Birliği, şirketlerin EFSA (Avrupa Gıda Güvenliği Otoritesi) üzerindeki artık gizlenemeyen etkilerin varlığına rağmen, topraklarının % 1‘inden az olan bölümünde, yalnızca bir GDO‘lu mısır türünün ekimine izin vermiş olup; Avusturya, Macaristan, Yunanistan, Almanya ve Fransa‘nın peşpeşe gelen yasaklama kararlarıyla GDO‘lu ekim alanları 165 bin hektardan 105 bin hektara daralmıştır. Üstelik bu üretimin % 80‘i yalnızca bir ülkede, İspanya‘da gerçekleştirilmektedir. Önümüzdeki dönemde, halk ve çevre sağlığı ile kamu yararı odaklı bu yasaklamaları n artarak süreceği öngörülmektedir. Bunun yanında Avrupa Birliği‘nde, içeriğinde % 0.9‘dan fazla GDO‘lu hammadde bulunan ürünlerin ancak etiketlenerek satışına izin verilmekte iken, halk sağlığı yanında, Türkiye‘nin kendine özgü kültür ve inanç yapısına saygı gösterilme gereği duyulmadan, GDO‘lu gıdaların serbestçe satışı gerçekleştirilmektedir."Bu yasa Meclis'e getirilmeden geri çekilmelidir"Şimdi soruyoruz; bu Tasarı Taslağı kime hizmet etmektedir? Halkın GDO‘lu ürünlere hiçbir talebi yokken, halkın örgütlerinden gizlenerek, hangi amaç ve nedenlerle bu düzenleme gündeme getirilmektedir? ..Sonuç olarak, ülkenin onurlu ve namuslu çiftçileri, tüketicileri, ekoloji örgütleri, ziraat, çevre, gıda mühendisleri, birlikleri, kooperatifleri, siyasi partileri, demokratik kitle örgütlerinin bu barbarlık yasasına karşı direnmeleri en temel haklarıdır. Ülkemizi açlık ile terbiye etmeye girişenlere karşı, bu yasansın meclis gündemine gelmeden geri çekilmesini talep ediyoruz.Bu ülkenin genetik varlıklarını, biyolojik çeşitliliğini, tohumlarını korumak, toplumsal barışın, adaletin olmazsa olmaz ön koşullarıdır. Bu doğrultuda, hemen hiç vakit kaybetmeden, toplum olarak vekil ettiklerimize bir kez daha sesleniyoruz, şirketlerin geleceğini değil, doğa ve toplum için biyolojik geleceğimizi koruyun. Bir an önce biyogüvenlik altyapısını oluşturun, bu konuda bütçeden bir pay ayırarak ülkemizde genetik kirlenmenin önünü alın. Çiftçilerin daha nitelikli ve sağlıklı üretim yapmasına yönelik örgütlenmeleri geliştirin. Tüketici ve ekoloji örgütleriyle, doğru ve açık bir bilgi paylaşım sürecini başlatın. Toplumun onayını almadan, apar topar hazırladığınız bu yasaya, bu ülkenin gerçek sahipleri olan bizler direneceğiz. Yok oluşumuzu seyretmektense, kendi kaderimizi belirlemeyi tercih edeceğiz.GDO‘YA HAYIR PLATFORMU BİLEŞENLERİ
-TMMOB Ziraat Mühendisleri Odası
-TMMOB Çevre Mühendisleri Odası
-TMMOB Peyzaj Mimarları Odası
-TMMOB Mimarlar Odası
-TMMOB Gıda Mühendisleri Odası Marmara Bölge Şubesi
-TMMOB Gıda Mühendisleri Odası Ege Bölge Şubesi
-Türk Tabibler Birliği-Tüketici Dernekleri Federasyonu (TÜDEF)
-Tüketici Örgütleri Federasyonu (TÖF)
-Tüketiciyi Koruma Derneği (TÜKODER)
-Tüketici Hakları Derneği-
Tüketici Bilincini Geliştirme Derneği-
Çiftçi-SEN
-Ekoloji Kollektifi
-DOĞADER
-EKODER
-KESK
-Tarım Orkam-Sen
-Nilüfer Yerel Gündem 21
-Gemlik Yaşam Atölyesi Derneği
-İçanadolu Çevre Platformu (İÇAÇEP)
-Marmara Çevre Platformu (MARÇEP)
-Ege Çevre Platformu (EGEÇEP)
-Sürdürülebilir Yaşam Kolektifi
-Gürsel Tonbul Çiftlik İşletmeleri
-İmece Evi İmece Ekoköyü Dogal Yasam ve Ekolojik Çözümler Derneği
-Imece Ekoköyü Kooperatif Girişimi
-Eskişehir Çevre Koruma ve Geliştirme Derneği
-Muratpaşa Dostları Derneği
- Konyaaltı Dostları Derneği
-Kibele Ekolojik Yaşam Kooperatifi
- PDA Pembe Domates Ağı-Akçaeniş Köyü Çevre Kültür Kalkınma ve Dayanışma Derneği
-Kirazlı Ekolojik Yaşam Derneği-Bornova Sivil Toplum Platformu (BORPLAT)
-Greenpeace Türkiye-Sinop Çevre Dostları Derneği-Doğu Akdeniz Çevre Bileşenleri
-Yeni İnsan Yayınevi
-Buğday Derneği
-Slowfood Yağmur Böreği Birliği
-Slowfood Fikir sahibi Damaklar Birliği
-Slow Food Gençlik Gida Hareketi-
Slow Food Ankara Birliği
-Slow Food Kars Birligi
-Boğatepe Çevre Yaşam Derneği
-Aromaterapi Derneği (AROMADER)
Etiketler: GDO
Yeşiller Partisi Bir Yaşında! Hedef Tam Demokrasi
Bundan tam bir yil once, Yesiller Partisi yaklasik alti yillik bir alt yapi calismasinin ardindan kuruldu ve Turkiye’nin en genc siyasi partisi olarak siyasi yelpazedeki yerini aldi. Bu bir yilda Yesiller bir yandan Turkiye’deki sag hukumetlerin hizli kalkinma anlayisiyla hiz kesmeksizin surdurdukleri dogal dengeyi bozma, dogal yasami yok etme ve doga guclerine zarar verme siyasetinin onune dikildi. Diger yandan da basta Kurt sorunu olmak uzere demokrasi eksikliginden dogan sorunlara dair tavrini eksiksiz demokrasiden yana koyarak demokrasiye ve demokrasi magdurlarina ayrim gozetmeksizin sahip cikti. Bu bir yilda Yesiller Partisi’nin yaptigi en onemli etkinliklerden birisi olan “uyumuyoruz” kampanyasi ile Akkuyu nukleer ihalesine ve hukumetin Turkiye’yi nukleer enerji coplugu yapma planlarina set cektik. Yesillerin ve diger nukleer karsitlarinin direnisinin de etkisiyle nukleer ihale tam bir skandala donustu ve hukumet bu konuda giderek daha cok sikisiyor.Yesiller'in bundan sonraki ana hedefi de yine ulkemizdeki ekolojik yagmaya dur demek ve Turkiye’nin karbondioksit uretimi en buyuk hizla artan ulke oldugu gercegini gorerek iklim degisikligini hizlandiran yanlis enerji, ulasim ve sanayi politikalarina karsi mucadele etmek, enerji tuketiminin azaltilmasi, verimlilik ve yenilenebilir enerjinin savunulmasi icin calismak olacak. Turkiye’nin AB surecinin yeniden hizlandirilmasi, cevre, calisma yasami, sosyal haklar, tuketicinin korunmasi, enerji gibi konularda AB normlarina uyumun hizla tamamlanmasi ve tam demokrasi icin toplumsal muhalefet ile birlikte citayi daha da yukseltmek en onemli hedeflerimiz arasinda yer alacak.Hukumetin ekonomik gelisme ugruna tipki dogamiz gibi insani degerlerimizi de yok etmesine ve kirsal yapiyi cokertmesine karsi, doganin, tarimin ve kirsal yasamin korunmasi ve azman sehirlesmenin durdurulmasi yonundeki politikalarimizi one cikaracagiz. En onemlisi de gelisme ugruna hâlihazirda surdurulen emek somurusune karsi, sendikalarla birlikte emekten yana, sosyal politikalar eksenli politikalarda daha aktif olacagiz.Yesiller olarak yasadigimiz sorunlarin neredeyse tumunde demokrasi eksikliginin payini bildigimizden, bundan sonra artan bir ivme ile tam demokrasi hedefinde aktif olacagiz.Birinci yilimiz nedeniyle yaptigimiz uyeler bulusmasinda ortaya cikan egilimleri gozeterek ilan edebiliriz ki, 2011 secimlerinde adindan en cok soz edilen partinin Yesiller olmasi hedefimizdir. Yesiller’in sadece siyasetteki yeni bir renk olmadigi, toplumsal muhalefetin en guclu siyasi partisi oldugu bu surecte anlasilacaktir.Yesiller bu ulkenin ihtiyac duydugu ozgurlukcu, demokrasiden ve gucsuzlerden yana, dogayi korumanin yasadigimiz dunyaya, ulkeye ve gelecegimize yonelik en onemli gorev oldugunun bilincinde bir parti olmayi surdurecektir. Turkiye’de Yesiller Var ve Gelecek Yesil Olacak…
Yeşiller Partisi
30 Haziran 2009
Etiketler: yeşiller









